dışarıdan gelen

dışarıdan gelen
adj. external, extraneous

Turkish-English dictionary. 2013.

Игры ⚽ Поможем написать реферат

Look at other dictionaries:

  • yetenek — is., ği 1) Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet Gençleri yeteneklerine göre işe yöneltmeli. 2) Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite 3) eğt. Kişinin kalıtıma dayanan ve… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayakbastı — is., ekon. Bir yere dışarıdan gelen insan ve eşyadan alınan vergi, toprakbastı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • irkilmek — nsz 1) Ürkerek geri çekilir gibi olmak Elimi omzuna koyuyorum. İrkiliyor, sertçe çeviriyor bakışını. E. Bener 2) Şaşırıp duraklamak 3) biy. Vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişmek, taharrüş etmek 4) hlk. Akan bir …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • karşılamak — i 1) Dışarıdan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek Belgrat, Türkiye Cumhuriyeti başvekilini karşılamaya hazırlamıştır. F. R. Atay 2) Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek Herhâlde bu küçük bahçeyi kendi sebze… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • katafot — is., Fr. cataphote Dışarıdan gelen bir ışığın etkisiyle geceleyin ışıklı görünen reflektör …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yad erklik — is., ği, fel. 1) Dışarıdan gelen yasa veya buyruğa göre davranma, özerklik karşıtı 2) top. b. Bir topluluğun yabancı kimseler tarafından yöneltilmesi durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yaka kartı — is. Kurum ve kuruluşlara dışarıdan gelen kimselerin ziyaretçi olduğunu veya kurum içinde görevli personelin kimliğini göstermek için yakaya takılan resmî kart …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”